Adalet Bakanlığı, "Yargıda Zaman Yönetimi Projesi" başlattı.

okunma sayısı: 2627

 Adalet Bakanlığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nde Türkiye'nin başını ağrıtan ve sık sık eleştiri konusu olan  uzun yargılama sürelerine karşı harekete geçti. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile Avrupa Konseyi Türkiye Ofisi tarafından başlatılan projenin danışmanı Prof. Dr. Özekes, adalete güveni zedeleyen, yargıyı yurtiçi ve yurtdışında  hedef haline getiren, mahkemelerde dosya trafiğinin artmasına yol açan uzun yargılamaları, AİHM içtihatları da dikkate alınarak makul sürelere çekmenin  hedeflendiğini  açıkladı. Özekes, Erzurum ve Amasya adliyeleriyle Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nde 1 Eylül itibariyle pilot uygulamaya geçildiğini belirtti. Ondan önce hakim, savcı ve ilgili adliye personeline "Zaman Yönetimi" eğitimi verildiğini belirterek, "AİHM, bazı karmaşık ve özel niteliği olan dosyalar hariç ortalama olarak hukuk ve idari davalarda yaklaşık iki, ceza davalarının bir kısmında ise beş yılı aşan yargılama sürelerini ihlâl olarak değerlendirip Türkiye'yi tazminata mahkum ediyor. Şu an AİHM'in önünde, ülkemizle ilgili makul süre aşımına ilişkin 3 bine yakın dosya söz konusu. Avrupa Konseyi bünyesindeki Avrupa Adaletin Etkililiği Komisyonu (CEPEJ) işbirliğiyle 1 Ocak 2013'te başlatılan, 1 Eylül'de de pilot bölgelerde hayata geçirilen projeyle yargılamalar hız kazanacak, Türkiye'nin AİHM'de dava edilmesinin bir gerekçesi de böylece son bulmuş olacak. Yargı sistemimizde reform niteliğindeki bu proje, ilk sonuçların alınmasının ardından ülke geneline yaygınlaştırılacak. Ayrıca şu anda Adalet Bakanlığı bünyesinde, bu konuda ayrı bir komisyon da çalışma yapmakta." dedi.
 

​Dekan Özekes, Erzurum ve Amasya adliyelerinin orta büyüklükte olmaları sebebiyle seçildiğini, Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nin de gönüllü olduğunu ifade etti. Buralarda açılan davalarda kararın ortalama ne kadar sürede verileceğinin, taraflara gönderilen tebligatta belirtildiğini vurgulayarak, "Yargılama daha başlamadan, ortalama takvim ortaya konuluyor, belirsizlik ve bu belirsizlikten kaynaklanan mağduriyetler ortadan kalkıyor. Hakim ve savcılar, belirtilen sürelere uyabilmek için zamanı daha verimli kullanıyor. Böylece bir bakıma yargıda performans sistemi de uygulanmış oluyor. Bu süre tespitleri bir açıdan, yargı organlarının vatandaşa normal şartlarda bir taahhüdü olarak da düşünülebilir. Ayrıca tarafların ve avukatların da süreler konusunda hassasiyet göstermesi, destek olmaları bekleniyor ancak davanın özel şartları, tarafların süreyi uzatma yönündeki girişimleri gibi durumlarda bu ortalama süreler uzayabilir. Zaten AİHM de böyle istisnai halleri dikkate alıyor ve makul sürenin aşılması olarak kabul etmiyor. Bu sebeple sadece mahkemelerin değil, tarafların ve avukatların da bu konuda üzerine düşeni yerine getirmesini bekliyoruz." diye konuştu.
(Kaynak: Cihan Haber Ajansı)
 





  



Yorum Yaz

Konuyla ilgili yorum göndermek için aşağıdaki formu doldurunuz *

Contact form submitted!
We will be in touch soon.